Hieronymus Bosch ve Last Judgement

Last_judgement_BoschKuzey’de Yeniçağ sanatının dinsel bir dünya görüşü içinden doğduğunu biliyoruz. Burada sanatçılar, İtalya’da olduğundan daha uzun bir süre Ortaçağ geleneklerine bağlı kalıyorlardı. Bu bakımdan Flaman’da XV. Yüzyılın sonlarına doğru gelişen yeni akımlara yerleştirilmekte güçlük çekilen bir sanatçıyla, Hieronymus Bosch’la karşılaşmak bizi şaşırtmamalıdır. Okumaya devam et

Metallica – Through The Never

MV5BMjQwNjk5MTk4Ml5BMl5BanBnXkFtZTcwNTgwNDA5OQ@@._V1_SY317_CR0,0,214,317_AL_Metallica’yı ve yaptığı müziği dünyada tanımayan insan var mıdır bilmiyorum. Varsa bile sayılarının ne kadar az olduğunu tahmin edebiliriz. Yıllardır süre gelen, garip ama beklenen düşüşlerini 2013 yılında çektirdikleri bu belgeselleri ile tam tersine çevirmeyi hedefliyorlar. Ayrıca bir türlü ısınamadığım yeni nesil basçıları Robert Trujillo’yu bizlerle bütünleştirmeye dair bir çabaları da yok değil. Yeni nesil dediğime bakmayın siz adam 50 yaşında.

Dünyanın globalleşmesi, siyasetlerin ve politik anlayışların değişmesi üzerine her gün binlerce veri işleniyor bizlere. Metallica’nın da dünyanın bu saçma gidişine parmak sokmaması mümkün değil tabi ki. Aksine böyle bir grubun parmaklarını sadece gitarlarında tutması saçmalık olurdu.

Okumaya devam et

Paths of Glory / Zafer Yolları

paths_of_glorySanırım en başta belirtmeliyim ki Cobb’un Paths of Glory kitabını henüz okumadım. Bu kitabı okumadan yaptığım bir inceleme yazısı olacağı için okuyan herkesten özür diliyorum. Bu sebepten ötürü filmi sadece yönetmenin bakış açısı ile değerlendiriyor olacağım.

Öncelikle kısa birkaç bilgi ile başlayalım. Film başladığında anlatıcımız -askeri mahkemenin de başkanı olan- Peter Capell’in bize özetlediği gibi Fransa ve Almanya arasındaki savaş 3 Ağustos 1914 yılında başlamıştı. 5 hafta sonra Alman birlikleri durdurulamaz hale gelmiş ve Paris’e yaklaşık 30 kilometre mesafededirler. Beklenmedik bir karşı atak ile Almanları geri püskürtmeyi başaran Fransızlar 750 kilometre uzunluğunda düz bir hat oluşturmuşlardı. 1916 yılında iki yıl kadar süren siper savaşında sınır çok az değişmişti. Başarılı saldırılarda birkaç yüz metre ele geçirilebiliyor ancak yüzlerce insan hayatını kaybediyordu.

Okumaya devam et